9.10.2009

Aşk'ım Geldi (Sandım Ama Gelmemiş)




Ya herkezlerde görüyorum böyle romantik romantik, duygusal duygusal yazılar, şiirler, şarkılar.Aşk'ı anlatmalar,ayrılıktan dem vurmalar filan.Ben de öyle biyazı yazmak istiyorum ben de ben de.Şu 27 yıllık ömrümün bir günü de romantik olmak istiyorum.Duygusallık rüzgarları estirip iliklerine kadar etkilemek istiyorum izleyicilerimi.
Gerçi bulunduğum odada televizyon son ses açıkken ve Ajda Pekkan "polisan home kozmetiks evinizin makyajı" derken , Rima da dibimde susmamacasına bıdı bıdı konuşurken nası o moda giricem bilmiyorum ama kararlıyım.
Başlıyorum, öhhö hhöö kıhhm kımm...

Aşk !
Yokuş aşağı inerken lastiği patlayan bir kamyon  gibi hızlı ve kontrolsüz...
Sığ bir nehirde ilerlerken karşısına bir şelale çıkan küçük bir kano gibi şaşkın...
Aynı anda hem faranjit hemde laranjite yakalanmış hasta gibi ateşli...
Sokak köpeği olarak değil de Ali Şen'in köpeği olarak yaşayan köpek gibi şanslı...
Pazartesi başladığı rejimi çarşamba bozduğu halde 2 gün içinde 1 kilo verdiğini gören şişman kadın gibi mutlu...

Böyle aşk yazısı mı olur, be mizahı kurtlu!

Offf olamıyorum olamıyorum romantik ve duygusal olamıyorum  :(
Bi gün öyle bi yazı yazıcam ki ama hepiniz şaşırıcaksınız.
Aha da buraya yazıyorum!
(Elimi tükürük yapıp ekrana sürmedim merak etmeyin :P )

8.10.2009

Aşk-ı Memnu'da Beni Gördünüz Mü?


İzlediniz mi?
Gördünüz mü?
Haber verin.

7.10.2009

Çıkmaz Demeyin Şansınızı Deneyin Pilli Miyangoo



Benim ilkokulda Fatma diye bi arkadaşım vardı.Bi gün öğretmenimiz Fatma'yı en öne yani benim yanıma aldı.Fatma sen gel Ceyda'nın yanına otur dedi.
Fatma çantasını aldı geldi benim yanıma.Ben de Fatma'ya dönüp şakayla "Ne geldin?" dedim.Fatma çok içerleri, çok gücendi ağladı gitti...
Amaaan zaten en ufak bişeyde güceniyodu insana.

Not:Fatma'nın kaşında böyle kocaman kapkara bi et beni vardı.İçinden de iki tel kıl fışkırıyodu ama onu yazmiicam pislik olmasın diye :))

Bi de ben ilk okul hayatım boyunca hep sınıf başkanıydım söylemeden edemeyeceğim.Daha o yıllarda nefret ettirdiler sorumluluk almaktan.Tenefüs biter öğretmen gelene kadar milleti yerine oturtacam diye göbeğin çatlar.Kalem, silgi havalarda uçuşur,bakarsın olacak gibi değil alırsın eline tebeşiri bir bir yazarsın tahtaya "Yaramazlık Yapanlar" listesini...
Millet ders yaparken biz beden salonunda 




şu şekilde tek diz yerde tek diz 90 derecelik bi açı almış karşıdakine doğru eğilirken gerdan kırıp omuz titretmek suretiyle folklor çalışıyo oluyoduk.
Eee çalıştığımıza da değmişti hani yani,Hürriyet Gazetesine çıkmıştık.
Kaç sene sakladık o gazete küpürünü de sonra ne olduysa oldu kayboldu.
Şimdi çıkıp karşıma biriniz,hadi ispatla deseniz bi halt ispatlayamam,o yüzden siz iyisi mi demeyin öyle bişey :P

Bir de niyeyse hep kütüpane kolu olmuşumdur okul hayatımda,halbuki kitap okumak için can atan bi tipde değilimdir.Sanırım kütüphanede diğer kütüphane  kolundaki arkadaşlarla takılmak hoşa gidiyodu.

Orta okulda da harita koluydum.
O ne yaa???
Ulan bunlar beni oyalamak için kol mu uydurdulardı yoksa, bak şimdi aydım ben olayı  :P
Yok ama ya görev büyüktü.Coğrafya dersinde hoca gelmeden önce gidip kilitli olan harita sınıfından o günün dersinde işimize yarayacak olan haritayı alıp getiriyoduk.Bi kere o anahtara sahip olmak bile büyük bi şerefti :))

Yazıma bir dörtlükle son vermek istiyorum,alıştınız şimdi beklersiniz ben sizi bilmiyo muyum?


İyisiyle kötüsüyle geçti okul yılları
Ben de anlamadım niye yazdım bunları
Resimde unutulmuş kusuruma bakmayın
Gücengeç Fatma'nın et beni kılları :D

6.10.2009

Sen Yemlik Ol Ben Suluk Kafeste Buluşalım Kafeste Bulu.

Maydanoz Blog Topluluğuna Bloglarında bana da yer verdikleri için teşekkürlerimi sunuyorum.Blogger olalı daha 1 ay bile olmadan bu kadar ilgi ve alakaya maruz kalmak beni çok duygulandırdı.Duygularımı sizlere bir şiirle aktarmak istiyorum.


Güdük Fare bir gün blogger olmuş
Seven sevmeyen herkez okumuş
1 ayı dolmadan çok ilgi görmüş
Ah Güdük ah vah Güdük vah


Bazen güldürmüş,bazen ağlatmış
Montajları hep paintte yapmış
Başlıklarına da espiri katmış
Ah Güdük ah vah Güdük vah


Burcu Güneş'in förtlek dişleri
Kabusa çevirir güzel düşleri
Sen en iyisi bırak bu işleri
Ah Güdük ah vah Güdük vah...

İmdat ! Fıtığım Fırtladı !

Şu dünyada çocuk severken fıtık olan tek ben varım heralde.Valla ilgniç bi olay ama oldu bi kere ne yapayım başa gelen çekilir.
2008'in Nisan ayıydı,bi gün 3lü koltukta uzanmışım kafam koltuğun kenarında dolayısıyla da boynum boşlukta...Kucağımda da Rima öpüşüyoruz koklaşıyoruz derken bana bi şevk geliyo tutuyorum Rİma'yı omuzlarından var gücümle sıkıyorum ve öpüyorum.İŞTE TAM O ANDA!!!
Boynumdan KÜTÜRTTT diye bir ses geliyo kitlenip kalıyorum olduğum yerde.Boynumdan sırtıma doğru bir yol çiziyo sancı, ama ne yol.Nefes dahi alamıyorum her hareketim her soluğum acı veriyo "ahhh"lıyorum "vahhh"lıyorum...Bizimkiler de "ters hareket yaptın normaldir,tutulmuşsudur" vs. diyip duruyolar.
Ama acımı kimselere anlatamıyorum 2 gün geçiyo 3 gün geçiyo,yokkk.Hala aynı acı,boynumdan sırtıma hatta kolumdan elime kadar iniyo.Özellikle kolumun dirsek bölgesi nası ağrıyo nası sancıyo tarif edemem.
Bu böyle olmaz diyorum doktora gidelim.
Hatta doktora giderken ablam dalga geçiyo sinirlerin sıkışmış ameliyat edicekler,kedi bi yerini görmüş ne büyük yaram var demiş vs.
Durum çok önemsenmediğinden semtin polikliniğine gidiyoruz.


 Sıra beklerken içimi sarıyo bi korku ne olmuş olabilir doktor ne diyecek, kuruyorum da kuruyorum kafamda.Doktorun odasına ablamla birlikte giriyoruz.Yaşlı bembeyaz saçlı, çakır mavi gözlü bi adam "Gel bakalım" diyo."Ne oldu nedir şikayetin?" diye soruyo.Anlatıyorum böyle böyle bi olay oldu,o gün bugündür acı çekiyorum...Kalkıyo ayağa yanıma geliyo,boynumun belli yerlerine müdahele ediyo,ederken de soruyo "ağrı koluna vuruyo mu" diye.Vurmaz mı?Hemde nasıl... diyorum.Boyun fıtığı diyo geçiyo yerine.
Ablamla birbirimize bakıyoruz.Az önce dalga geçen ablamın da yüzünde şok ifadesi var o anda,tıpkı benimkine olduğu gibi.

MR çektirip getiriceksin diyo.Peki diyorum,çantamı her zamanki gibi boynumdan çapraz bi şekilde asıp kapıdan çıkarken,"O çantayı da öyle takma,herşeyden önce o çantayı öyle taşımamayı öğreniceksin" diyo.
Yine peki diyorum ve çıkıyoruz.Dışarıda Rima ile annem bekliyolar bizi,annem soruyo ne oldu diye.Boyun Fıtığı diyorum.Kadın da şaşırıyo.

Bi kaç gün sonra Mr ailetinin içinde tadilat seslerine benzer sesleri dinliyorum...
Hadi Ceyda diyorum heralde birazdan bitecek,neler düşünüyorum neler,kendimi öyle bi oyalıyorum ki o sıkıcı aletin içinden çıkma isteği gelmesin işlem yarım kalmasın diye.Ve yine bir kaç gün sonra doktorun odasında buluyorum kendimi.MR filmini uzattıyorum.Adamın açıp baktığında verdiği tepki dün gibi gözmün önünde...

Of of of of off !!! Trafik kazası filan mı geçirdin sen? Cıx cıx cıx gencecik kız...Yazık!


"Eyvah" diyorum "ölücem heralde"
Fizik tedavi bölümünü arıyo ve yine gözümün önünde telefonun diğer ucundaki doktora "Burda genç bi hastam var,derhal aradan bu kızcağızı alıyosunuz,ne yapıp edin yer ayarlayın" filan diyo.
Sinirlerim bozuluyo gözümden yaşlar indi inicek...
Ne olucak? diye soruyorum."Ölümcül bişey değil korkma canım" filan diyo bu sefer de gülümseyerek.Hangi tepkisine inanacağımı şaşırıyorum...

2-3 gün fizik tedaviye gidiyorum.Hep yaşlılar var , bana tuhaf tuhaf bakıyolar."Sen niye geldin gencecik kızsın" diyolar.
"Boyun Fıtığım var" diyorum,şaşırıp kalıyolar.
Bu durum içimize sinmiyo ve Türk milletinin tipik özelliği yakın çevrede her kafadan bir ses çıkıyo,poliklinikle olucak iş mi,niye inanıyosunuz,başka bi doktora daha gidin vs.
Evet!Karar veriyoruz başka bi doktora daha gözüküp emin olmaya.Bakırköy'de çok iyi bi doktor tavsiyesi alıyoruz.

"Op. Dr. Halil Toplamaoğlu"

Yine bu doktorunda verdiği tepki aynı önem ölçüsünde oluyo ve anlıyoruz ki gerçekten iş ciddi.Doktor "filmin acil ameliyatlık,ama ameliyat olacak olan film değil hasta" diyor ve kol hissimi-kol gücümü test ediyor.Durum fena değil...
2 ay boyunluk takmamı söylüyo ve ortopedik yastık tavsiye ediyo. 
Ağır taşımak kesinlikle yasak,2 kilo bile kaldırılmiicak talimatı veriliyo.
"Eğer kolunda güç kaybı olursa kaçarın yok doğru ameliyata" diyo.
Fizik tadavimi?
Kesinlikle yasak!
Ters tepki yapabilir diyo.

2-3 günle yırttığıma dua ediyorum içimden...
2 ay boyunlukla robokop gibi geziyorum.Kontrole gittiğimde kolda az bi güç kaybı görülüyo.Doktor boyun kaslarını güçlendirecek 5 temel hareket veriyo.
Tabi o hareketler ilk 1 ay yapılıyo , sonra hep unutuluyo...
İlk zamanlar hareketlere dikkat ediliyo boyun fazla zorlanmıyo,sağa sola döndürülmüyo,dönmek gerekiyosa bedenle birlikte dönülüyo.Koltuklarda boş çuval gibi oturulmuyo sırt güzelce geriye yaslanılıyo boyun ne aşağıda ne yukarıda sanki boyunluk varmış gibi duruyo.Bi sandalye bile yerinden kaldırılmıyo...

Fakat zaman geçtikçe hastalık (niyeyse) önemini yitiriyo.Sanki hala ameliyatlık fıtık hastası olan ben değilmişim gibi davranılıyo.Yine koltuklara uzanılıp kafa koltuk koluna konuluyo.Yine arabaya binildiğinde camdan bakılıyo,boyun vücudun 90 derece farklı yönündeymiş kim fark ediyo kii.Ve yine Rima sevilirken arada sevginin dozu kaçıp hafif sıkmalar yaşanıyo.

Değişmeyen tek şey var,yukarıdaki resimden yani boyun fıtığı olduğumu öğrendiğim günden bu yana Rima hiç bi şekilde ayaktayken kucağıma alınmıyo.
O resimde ağzında memesi var,yavrum daha ufacık.O zamanlar kollarını kaldırıp bacaklarımın tam önünde dururdu kucağıma alayım diye."Hayır" derdim "Olmaz Rima alamammm".Şimdi herşeyi biliyo.
"Senin yüzünden fıtık oldum,fıtık ettin beni" diyorum.
Fıtığın nerdee,göstersene bana diyo :)



Velhasıl kelam çabuk geçiyo zaman
Sen sen ol ters hareket yapma,Aman!
Ah blog ah,şu boyun hareketlerine tekrar başlamam lazım.
İkinci kez kütürt ederse boynum işte yanarım ben o zaman   =P


3.10.2009

Aaaa Carrefour'a Ufo Mu İnmiş Ne?




Yemişim son baharını blog.Son bahar da neymiş beni depresyona sokacak,modumu düşürecek?Dün çok heveslenmiştir "oh bee birini daha uyutucam" diye ama yok öyle yağmaaa.Siz benim gözüme baksanıza, yermiyim ben bu numaraları ha?Tamam dün gece erken yatıp sabah da geç kalkmış olabilirim ama onun nedeni 2 gün geç yatıp erken kalkmamdı.Geçti o günler geçtiii.Hala neşem yerinde benim,hala pozitif duygularım daha kalabalık,hala modum yüksek :)
Son bahar alamaz yüzümdeki gülümsemeyi,gözümdeki ışığı ;)

Bugün değil kış uykusuna yatmak hatta değil yatmak evde bile durmadım.Carrefourdaydım ve ben gibi binlerce insan da oradaydı.
Alla alla dedim herkez geleceğimi mi haber aldı acaba :P
Bi baktım podyum kurmuşlar,
-ay yok artık dedim abarttınız,podyumada çıkamam yani!
A-aaa tam yanından geçerken kar yağdırmaya başlamasınlar mı?
-Ay yapmayın Allah aşkına doğum günüme de daha çok var ne bu ilgi bu alaka :P

Neyse aldırmadım hazırlıklara daldım vitrinleri son bahar ve soğuk kokan dükkanlara.Yeni sezon çok güzel,herşey "Beni al.Beni al" diyo.
Yok diyorum dolabımda daha etiketiyle duran kıyafetlerim var müsriflik yapmiim kalsın.Yok diyolar,beli baseninden geniş,gögüsleri sütyen değil muhtemelen 2 paraşütle muhafaza edilen,bacakları eski soba borularının kalınlığında insanlar alacağına bu kıyafetleri, dal gibi fiziğinle dümdüz karnınla incecik belinle sen al nolur sen al :P

Onlara da aldırış etmiyorum ve dolaşmaya devam ediyorum.
Derken bir kalabalık çıkıyo karşıma,insanlar daha iyi görmek için sarkıyo da sarkıyo bakmak için alt kata.Derken bakıyorum yürüyen yolun biri kapanmış Tuba Özay iniyo üstünde mini bi elbiseyle podyuma.Sanırsın ki Tuba Özay değil de küçük bi ufo inmiş Carrefour'a :)

Erkeklerin elinde ceptelefonları,boyu uzun olan yaşadı...
Kim bilir kısa olan belki de daha avantajlı,alt taraflar dururken kim ne yapsın üst taraftaki manzarayı.Birbirinden kem o sırada kadınların bakışları.Evet koca popolular ve yarım dünya ebatları.Ameliyat olmaları gerekse organlarından çok doktorlarını oyalayacak olan şeyler yağları.Ama yine de havada burunları.Çünkü şişman ve dombili olma nedenleri çocukları...
Eşlerinin yanında kafalarından çıkıyo kıskançlık dumanları.Ama adamlar kaptırmış kendilerini akıyo ağızlarının suları :D
Kesin o sırada hırsızları ihya etmiştir o salak insanların yarattığı indiragandi ortamları.


Neyse zar zor da olsa attım kendimi dışarı.
Yağmur değince saçlarıma gülümsedim affettim son baharı :))
Dedim akıllı ol koçum! Benim canımı sıkamadığın gibi rahat bırak diğer insanları, almiim aşağı façanı :P
Hepiniz rahat olun artık yarın geçicek depresyonunuz ben hepinizin adına fırçaladım keratayı :D

2.10.2009

Sonbahar Bunalımı




Hava sıcak olsa dahi sonbahar insan ruhu üzerindeki olumsuz etkilerini her zaman göstermeye devam ediyo.2 gecedir 3lerde yatıp sabah 10 gibi kalkınca insanın bütün gün nevri dönüyo tabi.Baş ağrısı,göz ağrısı + gün içerisindeki koşuşturmacalarla birlikte moral motivasyon yerlerde gezip,pozitif duygular yerini negatif duygulara bırakıyo.İnsan hayatındaki +ları değil -leri fark etmeye başlıyo.
Son 2 ayın monotonluğu,iş durumundaki kaos ve çevreden gelen hastalık haberleri,neredeyse kış uykusuna yatayım taa öbür yaza uyanayım hissi uyandırıyo insanda...
Durun bakalım bugün saat 5'de bi işim var eğer olmazsa gelip yatıcam kış uykusuna.Artık benim adıma ablam horlamalarımı yazar =P